Friday, November 25, 2011

Uluslararası Makale 2








" The important issue of current agenda: Energy security and climate change" başlıklı Makalemiz Uluslararası Hakemli Dergi International Journal of Business and Social Science'ın Aralık Özel sayısında yeralmıştır. Vol 2 No 23 special ıssue.

Uluslararası Makale







"Internet Based Innovation Strategy for the Banks in the era of 2008 Global Economic Crisis" başlıklı makalemiz, Uluslararası Hakemli dergi olan ve bir çok online veri tarafında endekste taranan International Journal of Business and Social Science dergisinde yeralmıştır. VOL 2 No 22 December, ISSN:2219-1933




Friday, May 28, 2010

The New Challenge for Inter-Ethnic Peace in Post-Conflict Economies:The Effect of Conflict on Investment Climate

Milas'ta düzenlenecek olan uluslararası EuroConeference 2010: Challenges and Opportunities in Emerging Markets'te The New Challenge for Inter-Ethnic Peace in Post-Conflict Economies:The Effect of Conflict on Investment Climate başlıklı bildirim sunulacaktır.

EURO CONFERENCE 2010: Challenges and Opportunities in Emerging Markets, July 16-18, 2010 MILAS


The Society for the Study of Emerging Markets (SSEM) will hold its EuroConference 2010 in Milas, Turkey. SSEM was founded to promote research and publication about emerging market economies and to provide a way for academics, policy makers, and members of the business community to exchange views and share information and research on emerging markets. The Society sponsors the journal Emerging Markets Finance and Trade (EMFT), which is recognized worldwide for the quality and timeliness of the research on emerging markets that it publishes. The Society also cooperates with its regional affiliates and with allied organizations in other countries, and it holds international meetings and conferences devoted to issues relevant to emerging markets, often in cooperation with leading universities and research institutions as well with regional partners.

Friday, April 16, 2010

Enerji Güvenliği ve İklim Değişimi


Beykent Üniversitesinde düzenlenen ve Enerji Güvenliği temalı 3. uluslararası strateji ve güvenlik çalışmaları sempozyumunda sunmuş olduğumuz Enerji Güvenliği ve İklim Değişimi başlıklı bildirimiz sempozyumda ses getirmiş, yerli ve yabancı katılımcıların yoğun ilgisi ile karşılaşmıştır. önümüzdeki yarım asırda küresel ısınmanın doğuracağı sonuçların insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkisi üzerinde durulmuş ve enerji arz güvenliği meselesi irdelenmiştir.

ÇATIŞMA RİSKİNİN EKONOMİK ANALİZİ


"Çatışma Riskinin Ekonomik Analizi" Başlıklı makalede çatışmanın ekonomik boyutu üzerinde durulurken; çatışmaya etki eden makro ekonomik faktörler Collier ve Starr modellerinden faydalanılarak analiz edilmiştir. özellikle, 2008 küresel ekonomik krizin dünya çatışma bölgelerinde çatışma riskini tetiklediği savunulmuştur.
Beykent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Dergisinin 4. sayısında yer alan makalemize, eklenmesi halinde bu adresten ulaşabilirsiniz: www.busam.beykent.edu.tr




Wednesday, February 10, 2010

3.Uluslararası Strateji ve Güvenlik Çalışmaları Sempozyumu




3rd International Strategy and Security Studies Symposium


Enerji Güvenliği Konulu Uluslararası Katılımlı Konferans Beykent Üniversitesi BUSAM(Stratejik Araştırmalar Masası) tarafından organize edilmektedir.

The Role on Energy on Security and Stability in the Post Conflict Countries konulu bildirim bu konferansta sunulacaktır.


ümit hacıoğlu, Ph.D

Thursday, April 30, 2009

Kitabımız Habertürk'te Tanıtıldı.



Teşekkürler Habertürk...

Yatırımcılara ve öğrencilere finans kılavuzu
Genç akademisyenler Ümit Hacıoğlu ve Hasan Dinçer'in hazırladığı 'Finansa Giriş Teori ve Uygulama' isimli kitap yayın hayatına başladı
30 Nisan 2009 Perşembe, 11:48
Dünya piyasalarını altüst eden dev bankaları kağıttan kuleler gibi yıkan küresel kriz yeni bir finans sistemini gündeme getirdi! Peki finans sistemi neden bu hala geldi? Önümüzdeki dönemde yatırımcıları hangi riskler bekliyor. Yeni dönemde mali sistem nasıl bir şekil alacak? İşte bu sorulara Beykent Üniversitesi'nin genç akademisyenleri Ümit Hacıoğlu ve Hasan Dinçer’in hazırladığı ‘Finansa Giriş Teori ve Uygulama’ isimli kitap yanıt veriyor. Finans konusunda temel oluşturmak isteyen bireysel yatırımcılar ve öğrencilere yönelik çalışma son dönemde sıkıntılı bir süreçten geçen finans piyasalarına kılavuz niteliği taşıyor.
Anlatım dili özellikle sadeleştirilmiş kitap, temel nitelikte Finansal Yönetim, Mali Tablolar Analizi, Sermaye Piyasaları ve Araçları, Portföy Yönetimi konularını içeriyor. Bu yönüyle finans derslerinde kaynak kitap olarak okutulabilecek düzeydeki çalışma 10 bölümden oluşuyor.

http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/143852-Yatirimcilara-ve-ogrencilere-finans-kilavuzu.aspx

Tuesday, March 31, 2009

BİLDİRİ: 2. Uluslararası Strateji ve Güvenlik Çalışmaları Sempozyumu




2.Uluslararası Strateji ve Güvenlik Çalışmaları Sempozyumu (2nd International Strategy and Security Studies Symposium)Üniversitemiz Stratejik Araştırmalar Merkezi (BÜSAM) tarafından her yıl düzenlenmekte olan Uluslararası Strateji ve Güvenlik Çalışmaları Sempozyumu bu yıl 16-17 Nisan 2009 tarihleri arasında, Taksim Kampüsümüzde icra edilecektir. Bu yıl ki sempozyum konusu “21 nci Yüzyılda Ulusal Savunma (The National Defense in the 21 st Century)” olarak belirlenmiştir.

BİLDİRİ KONUM: INTERETHNIC PEACE AND SECURITY IN THE BALKANS- Balkanlarda etnik gruplar arası barış ve güvenlik

sempozyum programı için : http://www.beykent.k12.tr/Symposium_Program.pdf

KİTAP: FİNANSA GİRİŞ teori ve uygulama





FİNANSA GİRİŞ teori ve uygulama kitabım BETA yayın evi tarafından basılmıştır.


Ümit HACIOĞLU / Hasan DİNÇER


Küreselleşme ve bilgi teknolojilerinde ilerleme bir çok alanda olduğu gibi mali kesimde de bir takım yenilikleri gündeme getirmektedir. Finansal kesimde artan rekabetin doğal sonucu olan risklerin hassasiyetle incelenmesi bir gereklilik halini almaya başlamıştır. Özellikle son dönemde yaşanan Küresel Mali Kriz ülke ekonomilerinde makro olduğu kadar mikro etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle kurumsal ve bireysel yatırımcıların finans konusunda yetkin olması ve yatırım-finansman kararlarını proaktif biçimde uygulayabilmeleri temel başarı kriteri halini almaktadır.

Finans konusunda yapılan çalışmalar büyük ölçüde literatüre önemli katkılar sağlarken; bu konudaki bilgilerin daha ziyade teknik donanıma sahip kişilere hitap ettiği de görülmektedir. Bu noktada, finans konusunda temel oluşturmak isteyen bireysel yatırımcılar ve öğrencilere yönelik çalışmaların sınırlı olduğu da bir gerçektir.

Üniversitemiz bünyesinde başarılı ve genç akademisyenler arasında bulunan Ümit HACIOĞLU ve Hasan DİNÇER’in son derece titizlikle hazırlamış olduğu FİNANSA GİRİŞ- Teori ve Uygulama kitabının bu eksikliği büyük ölçüde kapatacağı inancını taşımaktayım. Kitabın en dikkat çeken unsurları arasında küresel mali krizin incelenmesi gibi spesifik konuların yanı sıra; grafiksel anlatım, teorinin yanında uygulamaya yeterli düzeyde yer verilmesi ve konular arasındaki geçişlerin tutarlı olmasının okurlar için son derece yararlı olacağı kanaatindeyim.

Bu kıymetli eseri literatüre ve üniversitemize kazandıran sevgili meslektaşlarımı en içten dileklerimle kutluyor ve başarılı çalışmalarının devamını temenni ediyorum.

Prof. Dr. Osman Zekayi ORHAN
Beykent Üniversitesi, 2009



Yayınlanan Makale- Tanıdık Tehlike Çanlarının Yeni Adresi: Kosova-Bosna Ekseni





Stratejik Araştırmalar Merkezi (BÜSAM) tarafından BÜSAM Stratejik Araştırmalar Dergisi'nin 2. sayısı çıkmıştır.


Uluslararası ilişkiler, dış politika, ulusal ve uluslararası güvenlik alanında özgün çalışmaları amaçlayan derginin ikinci sayısında Prof. Dr. Sudi Apak, Prof. Dr. Mithat Baydur, Prof. Dr. İ.Yaşar Hacısalihoğlu, E. Tümg. Armağan Kuloğlu, Yrd. Doç. Dr. Sait Yılmaz, Davut Ateş, Dr. Soyalp Tamçelik, Dr. Mehmet Akif Özer, Ümit Hacığlu, Özlem Diken ve Hande Selimoğlu'nun makaleleri bulunmaktadır. Yayın Tarihi:16.03.2009

Monday, March 17, 2008

KONFERANS- Avrupa'da Soykırım Üzerinde Yaşamak: Bosna Dramı




Soykırım üzerine uluslararası alanda yayımlanan makaleler incelendiğinde sözde Ermeni Soykırımı iddialarını savunan akademisyenlerin aslında hiç bir bilimsel dayanağının bulunmadığı görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bilimin objektiflik ilkesinin bilinçli bir şekilde ihlal edildiği teknik değerlendirmeler sonucunda bir çok yerli akademisyen tarafından dile getirilmektedir. Bu iddialar doğrultusunda Türkiye ve Türk Tarihi üzerine son dönemde yürütülen karalama kampanyasının sonucu olarak Avrupa’da yaşayan Türklere yöneltilen saldırıların arttığı ve can kayıplarının yaşandığı görülmektedir. Bugün Fransa gibi bir çok Avrupa devleti sözde Ermeni soykırımını tanırken, bu iddialara karşı çıkanlar hapis cezasına çarptırılmaktadır. Diplomat ve tarihçilerimizin Batılı aydın, tarihçi ve akademisyenleri bu konu üzerinde ısrarlı bir şekilde karşılıklı arşivlerin incelenmesine davet etmesi karşılık bulamamaktadır.

Özellikle 1992-1995 yılları arasında Bosna’da yaşanan buhran bir insanlık dramına dönüşürken yaşanan toplu ölümler özellikle Srebrenitza’da soykırım boyutuna ulaşmıştır. Bir yıl önce Lahey Uluslararası Adalet Divanı Srebrenitza’da yaşananları soykırım olarak tanımlarken Sırbistan’ın soykırımda bir rolünün olmadığına karar vermiştir. Bu karar dünyada şaşkınlık uyandırırken asılsız Ermeni soykırımı iddiaları karşısında Batı’nın yanlı tutumu gün yüzüne çıkmıştır. Güvenlikten sorumlu Hollandalı BM askerlerinin BM Güvenli Bölgesi Srebrenitza’yı Sırplara teslim etmesi sonucu yirmi bin’den fazla sivil Türklerden intikam almak için katledilmiştir. Aynı Hollandalı askerler Hollanda hükümeti tarafından 2006 yılı içinde Onur Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Ayrıca Eski Yugoslavya için oluşturulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY) kararları da ölçek ve etki bakımından uluslararası adalete gölge düşürür niteliktedir.Özellikle Kosova’nın Şubat 2008’de bağımsızlığının ardından bölgede Sırp Milliyetçiliği tekrar yükselmiştir. Yakın bir zamanda Bosna’da Bosnalı Sırpların Cumhuriyeti Republika Srpska (RS)’nin bağımsızlık ilan edebileceği öngörülmektedir. Böylesi bir bölünmeye şu an uluslararası toplumun bölgedeki mevcudiyeti izin vermese de küresel bir ekonomik kriz karşısında AB fonu’nun ve NATO’nun bölgeden çekilme ihtimali böylesi bir bölünmeyi kanlı çatışmalara dönüştürecek niteliktedir. Uluslararası Adaletin bölgede sağlanamaması, ICTY’nin etkililiğinin sınırlı kalması ve Kosova’nı bağımsızlığı Sırp milliyetçiliğini cesaretlendirmektedir.




Batının sözde Ermeni soykırımı iddiaları karşısında yanlı tutumunu ve Bosna’da yaşanan soykırım karşısındaki duyarsızlığını sorgulamak, Balkanlardaki son gelişmeleri akademisyen ve öğrencilerimizin bilgisine sunmak için “Avrupa’da Soykırım Üzerinde Yaşamak: Bosna Hersek” ve “Bizim Bosna Belgeseli” başlıklı konferans düzenlenecektir.

Yer: BEYKENT ÜNİVERSİTESİ


Beylikdüzü/konferans Salonu


Tarih: 26 Mart 2008


Saat: 14:00-16:00


Konuşmacı: Ümit HACIOGLU




Thursday, February 7, 2008

The Pain in Bosnia- ( Small Clip)




Bosna'da Acılar Klibi İçin Lütfen Tıklayınız. Click for the Clip

video

Friday, February 1, 2008

Güvenlikte Dışa Bağımlılık






Son dönemde Kuzey Irak'taki terörist kamplarına başarılı nokta atışları yaparak Türk Hava Kuvvetlerinin Gücünü dünyaya gösteren Türk F 16'ları güvenliğimizi sağlayan en önemli modern teknolojik harp unsurlarının basinda gelmektedir. Gunümüz savaşlarında yüz binlerce askerin hayatını tehlikeye atmadan yapılan operasyonların başarısında her türlü hava şartlarında mükemmel vuruş gücüne sahip F 16'lar önemli bir güvenlik aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.



Türkiye genç ve dinamik nüfusa sahip hızlı gelişmekte olan ülkelerin başında gelmektedir. Konumu itibari ile jeostratejik önemi ve enerji kaynaklarının geçis bölgesinde bulunması, sahip olduğu doğal zenginlikler ve tarihi derinliği itibari ile hinterlandı içinde çeşitli iç ve dış tehlikelere maruz kalmaktadır. Bu tehlikelerin en başında ise bilgi teknolojilerinde dışa bağımlılık gelmektedir. Gelinen son noktada askeri alanda ülke güvenligini sağlayan yeni nesil F 16'ların ABD'nin geliştirmiş olduğu yazılımları kullanmak zorunda olması örnek gösterilebilmektedir. ASELSAN'ın da aynı tip yazılımı ve cihazı üretebilmesine rağmen, ABD'nin ITT firması tarafından üretilen elektronik harp cihazlarının takılması ile akıllara muhtemel bir sınır ötesi operasyonda Türk jetlerinin Stratejik manevra kabiliyeti ve vurucu gücünün denetim altına mı alınacağı sorusu gelmektedir. Bu yazılım ile işleyen Elektronik harp cihazı, F-16'nın havadayken gizli haberleşmesinden silah sistemlerine, dost uçağı düşmandan ayırmasından düşman haberleşmesini köreltmeye dek pek çok işlevi yerine getirdiği uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. Bu işlevlerin sağlanmasında kendimize ait sistem ve yazılımları kullanamamız, uçaklarımızın vurucu gücü ve istihbarat becerilerinin muhtemel dış müdahalelere de açık olması anlamını taşımaktadır. Alınan son karar ile de Yerli savunma sanayi önemli bir ekonomik kayba uğradığı da ayrıca söylenebilir.


Bağımsızlığa Sayılı Günler Kala: KOSOVA

Yapılan Yerel seçimlerin ardından, BM Geçici Yönetim Misyonu Altında bulunan KOSOVA'da parlementonun 9/01/2008'de Kosova Demokrat Parti - PDK Başkanı Hashim Tachi'ye koalisyon hükümetine başbakanlık yetkisinin verilmesini takiben Başbakan Tachi önümüzdeki gülerde Kosova'nın bağımsızlığının ilan edileceğini ve bu pazar Sırbistan'da yapılacak başkanlık seçimlerinin sonucunun bunu etkilemeyeceğini bildirmiştir.

BM güvenlik konseyinde fikir ayrılığının yaşanması, Sırp yetkililerin her ne sekilde olursa olsun Kosova'nın Sırbistan'ın ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirmeleri ve müdahale edebileceklerinin işaretini vermesi, Balkanlarda tam anlamıyla komşu ülkelerde ekonomik gelişmişlik düzeyinin yetersizliği ve etnik gruplar arasında kaynak ayrımındaki adaletsizlik, Dünya'da yaşanabilecek ekonomik durgunluğun AB ülkelerini etkilemesi ve sonucunda AB finans desteğinin bölgeden çekilme ihtimali ciddi bir çatışma riskini beraberinde getirmektedir.

Thursday, August 23, 2007

KFOR ve UNMIK, Sırp güçlerinin Kosova'ya dönmesine karşı çıktılar

Kosova'da görevli NATO ve BM yetkilileri hafta sonu yaptıkları açıklamalarda, Sırbistan'a eyalete yüzlece asker ve polis memuru gönderme izni verme olasılığını reddettiler.
KFOR sözcüsü Albay Michael Knop 18 Ağustos Cumartesi günü yaptığı açıklamada, "Sırp güçlerinin geri dönmesine izin verilmeyecek." diyerek şöyle devam etti: "Kosova'da güvenlikten KFOR sorumludur ve böyle bir kararı onaylamaya niyetimiz yoktur."
Cuma günü, UNMIK sözcüsü Alexander İvanko da "son derece sorumsuz" olarak nitelendirdiği bu fikre karşı çıktı.
Kosovalı Sırplar geçtiğimiz hafta toplumlarının şiddete maruz kalabileceğini öne sürerek Belgrad'ın asker göndermesini talep etmişlerdi. Mart 2004'te eyalette çıkan etnik ayaklanmalarda Sırplara ve diğer azınlıklara ait yüzlerce ev yakılmıştı.
Üst düzey bir Belgradlı yetkili Cuma günü yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi'nin 1244 sayılı kararını gerekçe göstererek, Kosova'da yaşayan etnik Sırpları korumak için eyalete Sırp asker ve polis memurları gönderme "zamanının geldiğini" söyledi.
Başbakan Vojislav Kostunica'nın danışmanı Aleksandar Simiç'e göre, kararda sınırlı sayıda -binlerce değil yüzlerce- Sırp güvenlik personelinin dönmesine izin veriliyor.
1998-1999 ihtilafında yaklaşık 10 bin etnik Arnavut'un öldürüldüğü Kosova'da, Belgrad'ın bu hareketi sert tepkilere yol açtı. Hükümet sözcüsü Ulpiana Lama öneriyi "saçma" olarak nitelendirdi.
Kosova Başbakanı Agim Ceku'nun üst düzey danışmanlarından Arben Kirezi, "Sırp güçlerinin kaderine Haziran 1999'da karar verildi." diyerek şöyle devam etti: "Ama öyle görünüyor ki Sırp rejimi son derece kötü bir hafızaya sahip ve maalesef Slobodan Miloseviç'in rejimi ve politikasının kalıntıları hala yaşıyor."
Simiç'in çağrısı, Temas Grubu'nun Kosova'nın gelecekteki statüsü konulu görüşmelere arabuluculuk yapması için kurduğu AB-ABD-Rus troykasının Belgrad ile Priştine arasında yeni bir müzakere turu başlatmasından günler sonra geldi.
İki taraf, taban tabana zıt tutumlar benimsiyor. Eyaletin 2 milyonluk nüfusunun %90'ını meydana getiren Kosovalı Arnavutlar Sırbistan'dan tam bağımsızlık için bastırıyolar.
Belgrad kabul edebileceği en fazla şeyin geniş özerklik olduğunda ısrar etmesine karşın, teklifinde Sırbistan'ın idaresinde Kosovalı Arnavutlara pay verilmesi öngörülmüyor.
Temas Grubu troykası tarafından yürütülen müzakerelerin, 30 Ağustos'ta üç diplomatın Sırp ve Kosovalı Arnavut müzakere heyetleriyle ayrı görüşmelerde bulunacakları Viyana'da sürdürülmesi bekleniyor.

Tuesday, February 27, 2007

"Uluslararası Adalet"


Geçtiğimiz Pazartesi Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nın almış olduğu karara göre Srebrenitza'da yaşananlar soykırım olarak tanımlanirken, Sırbistan ise katliamın planlayıcısı ve çetniklere finansman ve askeri muhimmat sağlayıcısı olduğu halde bu konuda "suçsuz" bulunmuştur.


"Adalet Divanı" yoksa asıl suçlunun soykırıma göz yuman Avrupa devletleri olduğunu bildiği için mi Sırbistan'ı akladı. Peki buhranda soykırıma uğrayan Srebrenitza halki neden Sırp Cumhuriyeti'nin yönetimi altinda?


Bu kararın alınmasındaki teknik detay "Adalet Divanı" nın Sırbistan'ı yeni bir devlet olarak kabul etmesi, soykırımın da Eski Yugoslavya'da yaşanan iç savaş sirasinda yerel Sirplar tarafindan yapildiginin düşüncesi altinda yatmaktadır. Kararın alınmasında önemli bir role sahip diğer nedenler ise hem ekonomik hem de siyasi gerçeklere dayanmaktadır. Eğer Sırbistan Srebrenitza Soykırımında suçlu bulunmuş olsa idi, Boşnaklar Milyar dolarlık tazminatlar elde edecek hatta toprak talebinde bulunabileceklerdi. Bu karar ile ekonomik durumu kötü olan Sırbistan koruma altına alınmış, Sırp milliyetçiliğinin yükselmesine izin verilmemiştir. Kısa vadeli bir önlem niteliğindedir. Bu kararın sonuçları uzun vadede ele alınacak olur ise; Balkanlar'da ve hatta Kuzey Irak'ta ortaya çıkabilecek soykırım ve savaş suçlarını teşvik edecek niteliktedir.


Bosna'da yaşananlar asla unutulmayacak ve Adalet Divanının almış olduğu bu tek taraflı ama sürpriz olmayan karar Srebrenitza'da evlatlarını kaybetmiş Boşnak Analarının yarasını bir kez daha sızlatacağından kimsenin şüphesi bulunmamaktadır.


Tuesday, February 13, 2007

Kosova'da Şiddet Olayları Patlak Veriyor

Kosova'da statünün hala belirlenmemesi Kosovalılar üzerinde psikolojik baskı unsuru olmaktan öteye gecerek eylem boyutuna donusmeye basladı. BM özel temsilcisi Ahtisaari'nin Kosova'nın Nihai Statü planının Kosova'nın Sırbistan'ın kontrolüne bırakılacagı inancı ile hareket eden Kosovalılar Cumartesi günü bir protesto mitingi düzenledi. Bu mitingde kamu binalarına saldıran gruba polis şiddetle cevap vermiş ve iki kişi yaşamını kaybetmiştir. Bu son gelişme bölgenin ne kadar hassas bir dönemden geçtiğini göstemektedir.

Gelişmeleri takip ediyoruz...